AGO’da İngilizce
Dili Derse Değil, Hayata Taşırız
Bir çocuğun dili gerçekten öğrenmesi için önce kalbinin rahat etmesi gerekir. Çünkü dil, cesaret ister: yanlış yapmayı, tekrar etmeyi, bazen tek kelimede durup yeniden başlamayı…



AGO’da İngilizceyi bu yüzden bir “ders” gibi değil, çocuğun gününün içine karışan doğal bir yaşam becerisi gibi tasarlarız. Güven duygusu yerleştiğinde merak yükselir; merak yükseldiğinde çocuk kelimeyi ezberlemez, kelimeyle düşünmeye başlar.
Haftalık 40 ders saatlik yoğun okul günümüzde İngilizce, küçük bir köşe değil, güçlü bir ana duraktır. Yıl boyunca her seviyede düzenli ve yüksek ders saatleriyle ilerler; İngilizceyi sadece konuşma pratiğine değil, okuduğunu anlama, akıl yürütme, kendini doğru ifade etme ve sahnede kendine yer açma becerilerine de dönüştürürüz. İlkokulda “her çocuk kendi şeridinde, kendi hızında yol alır” yaklaşımıyla güvenli bir öğrenme yolu açarız; İngilizce de bu yolun canlı bir parçasıdır.
Bu yaklaşımı üç basamakta büyütürüz: Okul Öncesi, İlkokul, Ortaokul.

Okul Öncesi: İngilizceyle İlk Cesaret
Okul öncesi, dil öğrenmenin en güzel zamanı: Çocuk düşünmeden konuşur, çekinmeden dener, sesiyle oyun kurar.



Bu dönemde İngilizceyi “çalışılacak bir konu” gibi değil, günün içine serpiştirilmiş bir keşif gibi yaşatırız. Şarkılar, ritim, hareket, hikâye saatleri, sınıf içi rutinler ve oyun tabanlı etkileşimlerle çocuk İngilizceyi duyar, tekrarlar, sahiplenir.
Oxford Early Years yaklaşımını temel alır, MEB kaynaklarını da destekleyici şekilde kullanırız. Kitap seti olarak Oxford University Press Mouse and Me ile hem ses farkındalığını hem kelime hazinesini hem de basit cümle kurma cesaretini büyütürüz.
Dijitalde ise Smile and Learn ile ekranı “pasif izleme” alanı olmaktan çıkarır, çocuğun aktif öğrenme alanına dönüştürürüz: dinleme, eşleştirme, tekrar, mini oyunlar ve kısa etkinliklerle İngilizce öğrenme eğlenceli bir rutine dönüşür. Çocuk burada yalnızca kelime görmez; doğru telaffuzu duyar, doğru bağlamı yakalar, yaptığı her denemede “başardım” duygusunu toplar.
Bu üç yıllık okul öncesi yolculukta çocuklarımız toplamda 5040 ders İngilizce ile çok güçlü bir maruziyet ve alışkanlık kazanır.
İlkokul: İngilizceyi Günün İçine Karıştıran Sağlam Bir Dil Temeli
İlkokulda çocuk “yapabilir miyim?” sorusunu her gün yeniden sorar ve her gün biraz daha güçlü cevaplar. İngilizce programımız da tam bu noktaya oturur: Çocuğa “konuşabilirim” hissini küçük ama istikrarlı adımlarla kazandırır.



Bu seviyede Oxford International Curriculum (OIC) çerçevesini rehber alırız. OIC’in bileşenlerini ayrı bir ders gibi değil, İngilizce öğrenmeyi destekleyen düşünme alışkanlıkları olarak ele alır; sınıf içinde konuşma, dinleme ve okuma becerilerini günlük yaşamın içine karıştırarak ilerletiriz. (Zaten ilkokul içeriklerimizde de “İngilizce konuşarak, deneyerek ve günlük yaşamın içine karışarak ilerler” yaklaşımı bizim çizgimizdir.)
Kitap seti olarak Oxford University Press Beehive British ile okuma parçalarını, kelime bilgisini ve yapılandırılmış dil bilgisini çocuk dostu bir akışla güçlendiririz.
Dijital tarafta Bookr ile okuma kültürünü İngilizceye taşırız: seviyelendirilmiş hikâyeler, sesli okuma desteği ve tekrar edilebilir okuma rutinleri sayesinde çocuk İngilizceyi “anlayan bir zihin”le karşılar. Çünkü bu yaşta kritik düğüm noktası okuduğunu anlamadır; biz bunu tüm derslerde olduğu gibi İngilizce öğrenmede de merkeze koyarız.
Ve evet, burada saatler de iddialı: İlkokulda dört yıl boyunca öğrencilerimiz toplamda 6300 ders İngilizce alır. Bu, “haftada bir iki ders” ile değil; düzenli, derinleşen, geri bildirimle büyüyen bir dil yolu demektir.

Ortaokul: İngilizceyi Sahaya Çıkarırız
Ortaokul, çocuğun kendi sesini duyduğu; düşüncesini derinleştirdiği bir dönem. İngilizceyi de tam bu dönemde “kullanılan” bir beceriye dönüştürürüz. Artık hedef sadece konuşmak değil; sunmak, tartışmak, ikna etmek, ekip içinde üretmek, sahnede yer almak.



Bu yüzden programımızı proje ve deneyimlerle güçlendiririz:
- Quiz Show, Spelling Bee, sınıf içi ve okul geneli dil etkinlikleri
- İngilizce Drama, rol ve sahne üzerinden akıcılık
- Yarışmalar, özel dil geceleri, sunumlar
- Erasmus+ projeleri ile İngilizceyi farklı kültürlerin içinde kullanma deneyimi
Kaynak tarafında ortaokulda Oxford University Press English Plus setleriyle dil bilgisini ve okuma-anlama becerisini sistemli biçimde geliştirir; LGS hazırlık çizgisinde Team ELT – Ahead with English ile sınav dilini güçlendiririz.
Dijitalde de amaç aynı: çocuğun dilini hayata yaklaştırmak. 5. sınıfta Bookr ile okuma kasını büyütür, 6 ve 7. sınıfta English Attack ile videolar üzerinden dinleme, kelime, telaffuz ve bağlam kurma becerilerini daha canlı bir öğrenme deneyimine taşırız. Çocuk ekrana bakmaz; ekranla “çalışır”. Duyduğu dili yakalar, tekrarlar, kendi sesini dener, doğru bağlama oturtur.
Ortaokul dört yıllık yolculukta toplam 5760 ders İngilizce ile, dil becerisi bir “ders çıktısı” değil, bir “öğrenci alışkanlığı” haline gelir.
8. Sınıf: LGS İngilizcesinde Net ve Güvenli Bir Yol
AGO’da İngilizce, çocuğun hayatına eklenen “ikinci bir ders” değil; çocuğun dünyasına açılan “ikinci bir kapı”dır. Güvenle başlar, alışkanlıkla büyür, sahada kullanımla güçlenir.



8.sınıfta hedefi netleştiririz. LGS İngilizcesi için özel bir program yürütür; soru tiplerini, okuduğunu anlama gücünü, hız ve doğruluk dengesini planlı biçimde çalışırız. Ortaokulda başarıyı “puana” sıkıştırmayan, emeğe ve alışkanlığa dayandıran yaklaşımımız burada çok görünür hale gelir.
Ve bu alanda güçlü bir istikrarımız var: Son yıllarda LGS İngilizce testinde 10 soruda 10 doğru hedefini standartlaştıran bir disiplinle ilerliyoruz. Bu, yalnızca soru çözmek değil; doğru stratejiyle okuduğunu anlamayı, seçenekleri yorumlamayı ve zamanı yönetmeyi öğrenmek demek.
